Mülga 765 sayılı TCK md. 147'ye göre işlendiği iddia edilen 28 Şubat davasında, sanıkların eylemlerinin 'cebir' unsuru taşımadığı, daha çok 'tehdit' ve 'manevi baskı' niteliğinde olduğu savunulmaktadır. 'Suçta ve cezada kanunilik' ilkesi (TCK md. 2) açısından, kanunda açıkça yazmayan 'tehdit' unsurunun, genişletici bir yorumla 'cebir' kavramına dahil edilmesi mümkün müdür? Bu yorumun hukuki sakıncalarını açıklayınız.
Hayır, 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesi uyarınca, 'tehdit' unsurunun genişletici bir yorumla 'cebir' kavramına dahil edilmesi mümkün değildir. Bu ilke, ceza hukukunun en temel güvencesidir ve Anayasa md. 38 ile TCK md. 2'de açıkça düzenlenmiştir. Bu ilkenin iki önemli sonucu vardır: 1. **Kıyas Yasağı:** Kanunda suç olarak tanımlanmamış bir fiil, suç olarak tanımlanmış başka bir fiile benzediği gerekçesiyle cezalandırılamaz. 2. **Belirlilik ve Aleyhe Genişletici Yorum Yasağı:** Suç tanımları açık ve net olmalı, yoruma muhtaç bırakılmamalıdır. Ceza kanunları, sanık aleyhine genişletici bir yoruma tabi tutulamaz. Türk Ceza Kanunu, 'cebir' ve 'tehdit' kavramlarını ayrı ayrı ve farklı maddelerde tanımlamıştır. TCK md. 108'e göre 'cebir', bir kişiye karşı 'fiziki kuvvet kullanılması'dır. TCK md. 106'ya göre 'tehdit' ise, bir kötülüğün gelecekte gerçekleştirileceğinin 'bildirilmesi'dir ve manevi bir zorlama içerir. Mülga TCK md. 147 ve yürürlükteki TCK md. 312, Hükümete karşı suçun maddi unsuru olarak açıkça 'cebir' ve 'şiddeti' aramış, 'tehdit' unsuruna yer vermemiştir. Hatta kanunlaşma sürecinde tasarıda yer alan 'tehdit' ibaresi, ifade özgürlüğünü koruma amacıyla metinden bilinçli olarak çıkarılmıştır. Bu durumda, 'tehdit' ve 'manevi baskıyı', 'cebir' kavramına dahil etmek, açık bir 'kıyasa varan genişletici yorum' olur ve kanunilik ilkesini ihlal eder. Bunun hukuki sakıncaları şunlardır: * **Hukuki Güvenliğin Sarsılması:** Vatandaşlar, kanunda açıkça yazmayan fiillerden dolayı cezalandırılabilecekleri endişesini taşır. * **Keyfiliğin Önünün Açılması:** Hâkimlere, kanunun lafzının dışına çıkarak, kendi sübjektif değerlendirmeleriyle yeni suç unsurları yaratma imkanı verir. * **Savunma Hakkının Zedelenmesi:** Sanık, hangi fiilin suç olduğunu ve neye karşı savunma yapacağını önceden bilemez. Bu nedenle, eğer 28 Şubat sürecindeki eylemlerin hukuken 'cebir' niteliği taşımadığı, sadece 'tehdit' ve 'manevi baskı'dan ibaret olduğu kabul edilirse, kanunilik ilkesi gereği, TCK md. 312'de (veya mülga 147) tanımlanan suçun maddi unsurunun oluşmadığı sonucuna varılması gerekir.