Bir işçinin, ekonomik kriz gerekçesiyle ücretinin düşürülmesini kendi el yazısıyla yazdığı bir dilekçe ile talep etmesi ve bu yönde bir ek protokol imzalaması, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2015/3417 E., 2019/525 K. sayılı kararında 'irade fesadı' açısından nasıl değerlendirilmiştir? Mahkemenin 'bu davranışın diğer çalışanların ücret indirimi sırasında huzursuzluk çıkmasını engelleme amacına yönelik olduğu' yönündeki yorumu neden HGK tarafından kabul görmemiştir?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ilgili kararında, işçinin kendi el yazısıyla ücretinin indirilmesini talep ettiği dilekçe ve imzaladığı ek protokol, irade fesadı (hata, hile, ikrah) somut delillerle ispatlanmadığı sürece geçerli kabul edilmiştir. Yerel mahkeme, bir müdürün kendi ücretinin bu denli düşürülmesini talep etmesinin 'hayatın olağan akışına aykırı' olduğunu ve bu davranışın muhtemelen işverenin baskısıyla, 'diğer çalışanlara örnek olması ve huzursuzluğu önlemesi amacıyla' yapılmış, yani muvazaalı (danışıklı) bir işlem olduğu yönünde bir yorum yapmıştır. Ancak Hukuk Genel Kurulu bu yorumu kabul etmemiştir. Bunun temel nedenleri şunlardır: 1. **İspat Yükü:** İradesinin fesada uğratıldığını veya işlemin muvazaalı olduğunu iddia eden taraf (işçi), bu iddiasını hukuken geçerli delillerle ispatlamakla yükümlüdür. 'Hayatın olağan akışına aykırılık' iddiası, tek başına bir ispat aracı değil, delillerin değerlendirilmesinde kullanılan bir karinedir. Bu karinenin, açık ve imzalı bir belge karşısında tek başına hüküm kurmaya yetmeyeceği kabul edilmiştir. 2. **Sözleşme Serbestisi ve Yazılı Delile Üstünlük:** Hukuk sisteminde, tarafların serbest iradeleriyle imzaladıkları yazılı belgeler (protokol, dilekçe) güçlü delillerdir. Bu delillerin aksinin, ancak yine eşdeğer kuvvette yazılı delillerle veya kesin delillerle (ikrar, yemin) ispatlanması esastır. Mahkemenin, somut bir delile dayanmadan, sadece varsayım ve yorum yoluyla (işverenin amacının ne olabileceğine dair tahmin yürüterek) yazılı bir belgeyi geçersiz sayması, hukuki güvenlik ilkesine aykırı bulunmuştur. 3. **İrade Fesadı İddiasının Olmaması:** Davacı işçi, yargılama sırasında bu belgeleri iradesi fesada uğratılarak (tehdit, hile vb. ile) imzaladığına dair somut bir iddia ve delil ileri sürmemiştir. Mahkemenin, tarafların ileri sürmediği bir irade fesadı durumunu re'sen varsayarak karar vermesi de usule aykırı görülmüştür. Bu nedenlerle HGK, somut delillerle aksi ispatlanmayan yazılı anlaşmanın geçerli olduğuna ve işçinin fark ücret alacağı bulunmadığına karar vermiştir.