5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3/22. maddesi, kaçakçılık suçlarında eşyanın değerinin 'fahiş' veya 'hafif/pek hafif' olmasına göre cezada artırım veya indirim yapılmasını öngörmektedir. Bu 'değer' kriterinin, temel cezanın belirlenmesinde (TCK md. 61) kullanılan 'suç konusunun önem ve değeri' kriteriyle olan ilişkisi nedir? Mahkeme, hem temel cezayı değer nedeniyle alt sınırdan uzaklaşarak belirleyip hem de ayrıca md. 3/22'yi uygulayabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #166178

Bu iki kriter arasında bir 'mükerrer değerlendirme yasağı' söz konusudur. Yani, mahkeme aynı olguyu (kaçak eşyanın değerini) hem temel cezayı belirlerken hem de özel artırım/indirim maddesini uygularken iki kez dikkate alamaz. İlişki şu şekildedir: * **TCK md. 61 (Temel Cezanın Belirlenmesi):** Bu genel bir hükümdür. Hâkim, bir suçun temel cezasını alt ve üst sınırlar arasında belirlerken, suçun işleniş biçimi, failin kastının yoğunluğu ve 'suç konusunun önem ve değeri' gibi birçok kriteri bir bütün olarak değerlendirir. * **5607 s.K. md. 3/22 (Özel Artırım/İndirim Nedeni):** Bu ise, kaçakçılık suçlarına özgü, özel bir kanun hükmüdür. Kanun koyucu, kaçak eşyanın değerini o kadar önemli görmüştür ki, bunu sadece temel cezanın takdirine bırakmamış, ayrıca belirli oranlarda zorunlu bir artırım veya indirim sebebi olarak düzenlemiştir. Uygulamada mahkemenin izlemesi gereken yol şudur: Mahkeme, öncelikle TCK md. 61'deki diğer kriterleri (işleniş biçimi, kast vb.) dikkate alarak bir temel ceza belirler. Bu aşamada 'suç konusunun önem ve değeri' kriterini ayrıca kullanmamalıdır. Belirlediği bu temel ceza üzerinden, daha sonra, özel hüküm olan 5607 s.K. md. 3/22'yi uygulayarak, eşyanın değerinin fahiş olması halinde artırım, hafif/pek hafif olması halinde ise indirim yapmalıdır. Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2016/1307 K. sayılı kararında olduğu gibi, mahkemenin hem temel para cezasını alt sınırdan uzaklaşarak belirleyip (yani değeri TCK 61'e göre değerlendirip) hem de md. 3/22'yi uygulamaya çalışması, aynı nedenin iki kez cezalandırmada kullanılması anlamına gelir ve bu durum, adalet ve orantılılık ilkelerine aykırı olduğu için bozma nedenidir.