Bir ceza davasında, 15 yaşından büyük mağdur çocuk ile kendisine CMK gereği atanan vekilin iradelerinin çelişmesi (örneğin, çocuğun şikâyetten vazgeçmesi, vekilin ise temyiz etmek istemesi) durumunda hangisinin iradesine üstünlük tanınır? Bu durumu CMK md. 261 ile ilişkilendirerek açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #166177

Bu durumda, 15 yaşından büyük olan mağdur çocuğun iradesine üstünlük tanınır. Kendisine atanan vekilin aksi yöndeki iradesi veya işlemi (temyiz başvurusu gibi) hukuken geçersizdir ve bir sonuç doğurmaz. Bunun temel nedenleri şunlardır: 1. **Ayırt Etme Gücü ve Hakkın Bizzat Kullanılması:** 15 yaşını doldurmuş çocukların ceza muhakemesi açısından ayırt etme gücüne sahip oldukları ve şikâyet, şikâyetten vazgeçme, davaya katılma, kanun yollarına başvurma gibi şahsa sıkı surette bağlı hakları bizzat kullanma ehliyetine sahip oldukları kabul edilir. Hak sahibi bizzat çocuk olduğu için, onun iradesi esastır. 2. **Vekilin Temsil Yetkisinin Sınırı:** CMK md. 234 uyarınca mağdur çocuğa atanan vekil (avukat), çocuğu temsil etmek ve onun haklarını korumakla görevlidir. Ancak vekilin temsil yetkisi, asilin (mağdur çocuğun) yetkilerinden daha fazla olamaz. Vekil, asilin iradesine rağmen veya onun iradesine aykırı bir şekilde hareket edemez. 3. **CMK md. 261'in Uygulanması:** CMK md. 261, 'Avukat, müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği kişilerin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla kanun yollarına başvurabilir' hükmünü içerir. Bu madde, vekilin yetkisinin sınırını açıkça çizmektedir. 15 yaşından büyük mağdur çocuk, şikâyetten vazgeçerek veya kararı temyiz etmek istemediğini beyan ederek 'açık arzusunu' ortaya koymuştur. Bu durumda vekilin, bu açık arzuya aykırı olarak hükmü temyiz etme hakkı yoktur. Yaptığı temyiz başvurusu, yok hükmündedir ve Yargıtay tarafından bu gerekçeyle reddedilmelidir. (Bkz: Y9CD-K.2021/9419).