Bir avukatın, davalı vekili olarak katıldığı duruşmada, davacı avukatına hitaben 'sen yalan söylüyorsun' demesi hakaret suçunu oluşturur mu? Bu ifadenin TCK md. 128 (iddia ve savunma dokunulmazlığı) kapsamında değerlendirilmesindeki kriterler nelerdir? (Yargıtay 18. CD - K.2015/12956)
Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2015/12956 K. sayılı kararına göre, bu ifade hakaret suçunu oluşturmaz ve TCK md. 128 kapsamında iddia ve savunma dokunulmazlığından yararlanır. Bu değerlendirmenin kriterleri şunlardır: 1. **Bağlam ve Amaç:** Sözler, bir duruşma sırasında, karşı taraf avukatının dava ile ilgili beyanları üzerine söylenmiştir. Bu, ifadenin yargısal bir faaliyet ve bir delilin (karşı tarafın beyanının) tartışılması bağlamında sarf edildiğini gösterir. Amaç, karşı tarafın beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, dolayısıyla delil değeri taşımadığını iddia etmektir. 2. **Uyuşmazlıkla İlgili Olma:** Bir tarafın beyanlarının doğruluğunu veya yanlışlığını tartışmak, bir davanın esasıyla doğrudan ilgilidir. 'Yalan söylüyorsun' ifadesi, bu bağlamda karşı tarafın iddiasını çürütmeye yönelik bir savunma argümanıdır ve uyuşmazlıkla bağlantılıdır. 3. **Olumsuz Değerlendirme Sınırları:** TCK md. 128, sadece somut isnatları değil, 'olumsuz değerlendirmeleri' de korur. 'Yalan söylemek' ifadesi, kaba ve rahatsız edici bir üslup olsa da, bir davada tarafların birbirlerinin beyanlarının doğruluğunu sorgulaması kaçınılmazdır. Yargıtay, bu tür ifadeleri, savunmanın ve delil tartışmasının doğası gereği kabul edilebilir sınırlar içinde bir 'olumsuz değerlendirme' olarak görmüştür. Soyut bir sövme veya kişisel bir hakaret olarak değil, davanın esasına ilişkin bir iddia olarak nitelendirmiştir. Bu nedenle fiilin dokunulmazlık kapsamında kaldığı ve suçun unsurlarının oluşmadığı kabul edilmiştir.