Bir ceza davasında, suç tarihinde 14 yaşında olan mağdur çocuk adına kanuni temsilcisi şikâyetçi olmuştur. Kovuşturma aşamasında, mağdur 16 yaşına geldiğinde duruşmada şikâyetinden vazgeçtiğini beyan etmiştir. Bu durumda, kanuni temsilcisinin 'biz şikâyete devam etmek istiyoruz' şeklindeki beyanının hukuki bir sonucu olur mu? Davanın akıbeti ne olmalıdır?
Bu durumda, kanuni temsilcinin 'şikâyete devam etme' yönündeki beyanının hiçbir hukuki sonucu olmaz ve davanın, şikâyetten vazgeçme nedeniyle 'düşmesine' karar verilmesi gerekir. Bu sonucun hukuki gerekçeleri şunlardır: 1. **Ayırt Etme Gücünün Kazanılması:** Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, 15 yaşını dolduran çocukların ceza muhakemesi açısından 'ayırt etme gücüne' (temyiz kudretine) sahip oldukları kabul edilir. Suç tarihinde 14 yaşında olan mağdur, kovuşturma sırasında 16 yaşına gelerek bu ehliyeti kazanmıştır. 2. **Şahsa Sıkı Surette Bağlı Hakkın Bizzat Kullanılması:** Şikâyetten vazgeçme hakkı, şikâyet hakkı gibi şahsa sıkı surette bağlı bir haktır. Ayırt etme gücüne sahip olan hak sahibi, bu hakkı bizzat ve tek başına kullanır. Mağdur 16 yaşına geldiği anda, bu hakkı kullanma yetkisi kanuni temsilcisinden kendisine geçmiştir. 3. **Mağdurun İradesinin Üstünlüğü:** Yargılama devam ederken yaşın büyümesiyle birlikte, çocuğun o anki yaş grubuna ait hakları kullanma ehliyeti esas alınır. 16 yaşındaki mağdurun şikâyetten vazgeçme yönündeki açık ve hür iradesi, kanuni temsilcisinin aksi yöndeki iradesine üstündür. Kanuni temsilcinin temsil yetkisi, çocuğun bu konuda bizzat irade açıklama ehliyetini kazandığı anda sona ermiştir. Bu nedenlerle, mahkeme, 16 yaşındaki mağdurun vazgeçme beyanını esas alarak, TCK md. 73/4 ve CMK md. 223/8 uyarınca kamu davasının düşmesine karar vermelidir.