Hakaret suçunda 'iddia ve savunma dokunulmazlığı' (TCK md. 128) bir hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilirken, 'karşılıklı hakaret' (TCK md. 129/3) halinde neden 'ceza verilmesine yer olmadığı' kararı verilmektedir? Bu iki durum arasındaki dogmatik ayrımın temelini ve kararların hukuki sonuçları (örneğin adli sicil kaydı) açısından farkını açıklayınız.
Bu iki durum arasındaki dogmatik ayrım, fiilin hukuka uygun olup olmamasında yatmaktadır. TCK md. 128'de düzenlenen 'iddia ve savunma dokunulmazlığı', Anayasa'nın 36. maddesiyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir yansımasıdır. Bu dokunulmazlık kapsamında kalan bir fiil, en başından itibaren hukuka aykırı değildir; bir 'hukuka uygunluk nedeni'dir. Fiil suç teşkil etmediği için, sanık hakkında CMK md. 223/2-a uyarınca 'beraat' kararı verilmesi gerekir. Beraat kararları adli sicile işlemez. Buna karşılık, TCK md. 129/3'te düzenlenen 'karşılıklı hakaret' durumunda, her iki tarafın fiili de aslında hakaret suçunu oluşturur ve hukuka aykırıdır. Ancak kanun koyucu, ceza politikası gereği, haksız bir fiile tepki olarak işlenen ve karşılıklı hale gelen bu durumda taraflardan birine ceza vermeyi veya cezayı indirmeyi hakkaniyete uygun görmüştür. Bu bir 'şahsi cezasızlık sebebi' veya 'cezayı azaltan/kaldıran şahsi bir neden'dir. Fiil suç olma özelliğini koruduğu için, karar türü beraat değil, CMK md. 223/4-c uyarınca 'ceza verilmesine yer olmadığı' kararıdır. Bu tür kararlar, adli sicilde kendilerine özgü bir sisteme kaydedilir.