Ceza muhakemesinde, kolluğun 'müşteri kılığında' hareket ederek suç delili elde etmesi (örneğin, fuhuş pazarlığı yapması) ile 'kışkırtıcı ajan' faaliyeti arasındaki ince çizgiyi, Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2020/17907 E., 2021/19765 K. sayılı kararı üzerinden tartışınız. Bir suçun işlendiğine dair önceden delil olmadan, sadece kolluğun teşvikiyle bir suçun işlenmesi durumunda, sanığın cezai sorumluluğu ne olur?
Kolluğun 'müşteri kılığında' delil toplaması ile 'kışkırtıcı ajan' faaliyeti arasındaki ince çizgi, failde suç işleme kastının önceden var olup olmadığı noktasında belirginleşir. Eğer bir yerde suç işlendiğine dair önceden mevcut, somut bir şüphe, ihbar veya delil varsa ve kolluk bu suçu ve faili ortaya çıkarmak için pasif bir şekilde (örneğin, sadece pazarlığa katılarak) delil topluyorsa, bu meşru bir 'gizli soruşturmacı' veya 'delil toplama' faaliyeti olarak kabul edilebilir. Ancak, ortada bir suç işlendiğine dair önceden hiçbir delil yokken, kolluk görevlisinin kendi teşvik ve azmettirmesiyle bir kişide suç işleme kastı yaratarak onu suç işlemeye yönlendirmesi, 'kışkırtıcı ajan' faaliyetidir ve hukuka aykırıdır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında, fuhuş yapıldığına dair bir ihbar üzerine kolluğun müşteri kılığında gidip pazarlık yapması ve parayı verdikten sonra kimliğini açıklaması durumu ele alınmıştır. Kararda, 'polis memurlarının teşvik ve azmettirmesi olmadan burada fuhuş yapıldığına dair delil elde edilememesi' vurgulanmıştır. Yani, suç, adeta kolluğun kışkırtmasıyla yaratılmıştır. Bu durumda, failin eylemi özgür iradesine dayanmadığı ve hukuka aykırı bir delil elde etme yöntemi söz konusu olduğu için, sanığın cezai sorumluluğundan bahsedilemez. Sanık hakkında, delil yetersizliğinden veya hukuka aykırı delile dayanılamayacağı gerekçesiyle beraat kararı verilmesi gerekir. Bu, devletin kendi vatandaşını suça tahrik edemeyeceği ilkesinin bir sonucudur.