5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'na muhalefet suçu ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nda düzenlenen akaryakıt kaçakçılığı suçu arasındaki ayrımı, suç konusu akaryakıtın yurda giriş şekli ve yakalanma anı kriterlerine göre, Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2016/7849 K. sayılı kararını esas alarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #166137

Bu iki suç arasındaki temel ayrım, akaryakıtın kaynağı ve eylemin gümrük rejimiyle olan ilişkisidir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2016/7849 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, eğer suç konusu akaryakıt, 'gümrük işlemlerine tabi tutulmaksızın' gümrük kapıları dışından (sınırdan) yurda sokulmuşsa veya sokulmak istenirken ya da bu eylemin kesintisiz devamı sırasında yakalanmışsa, eylem 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında 'ithal kaçakçılığı' suçunu oluşturur. Bu durumda, Petrol Piyasası Kanunu'ndaki düzenlemeler değil, daha özel ve ağır yaptırımlar içeren Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu uygulanır. 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları ise (örneğin ulusal marker seviyesi geçersiz akaryakıt satmak), genellikle yurtiçindeki piyasa faaliyetlerine ilişkin usulsüzlükleri kapsar. Eğer bir akaryakıtın kaçak yollarla yurda sokulduğu ispatlanamazsa ve olay sadece yurtiçinde ulusal marker seviyesi geçersiz bir akaryakıtın ticareti ise, eylem 5015 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilir. Ancak, somut kararda olduğu gibi, gazyağının atlarla sınırdan geçirildikten hemen sonra yakalanması, eylemin açıkça bir ithal kaçakçılığı olduğunu göstermektedir ve bu nedenle fiilin 5607 sayılı Kanun'a göre cezalandırılması gerektiği sonucuna varılmıştır.