CMK md. 216'da düzenlenen 'delillerin tartışılması' usulü ve 'son sözün sanığa verilmesi' kuralının, bozmadan sonraki yargılamalarda da uygulanması zorunlu mudur? YCGK'nın 2019/542 K. sayılı kararında, bozma sonrası duruşmada sanığa son söz sorulmadan hüküm kurulması neden mutlak bir bozma nedeni olarak kabul edilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #166133

Evet, CMK md. 216'da düzenlenen usul ve özellikle 'hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir' şeklindeki 3. fıkra hükmü, temyiz merciince verilen bozma kararından sonraki yargılamalarda da aynen uygulanması zorunlu, emredici bir kuraldır. Bunun nedeni, 'kamu davasının kesintisizliği ve sürekliliği' ilkesidir. Bozma kararı, yargılamayı sona erdirmez, sadece önceki hükmü ortadan kaldırır ve dava kaldığı yerden devam eder. Yargılama devam ettiği için, yeniden hüküm kurulmadan önce CMK'daki tüm usul kurallarına uyulması gerekir. YCGK'nın 2019/542 K. sayılı kararında, bozma sonrası duruşmada sanığa son söz hakkı verilmeden hüküm kurulması, savunma hakkının kısıtlanması (CMK md. 289/1-h) olarak kabul edilmiş ve mutlak bir bozma nedeni sayılmıştır. 'Son söz' hakkı, sanığın tüm iddia ve savunmalardan sonra, hükümden önceki son beyanını sunma imkanıdır. Bu hak, 'suçsuzluk karinesi' ve 'silahların eşitliği' ilkelerinin bir gereği olarak, savunma makamına tanınan son bir güvencedir. Bu kurala uyulmaması, yargılamanın adilliğine gölge düşüren ve tek başına hükmün bozulmasını gerektiren ağır bir usul ihlalidir.