Ceza muhakemesinde 'savunma hakkı'nın kapsamına giren temel hakları sayınız. Sanığın sorgusu yapılmadan, sadece müdafisinin dinlenilmesiyle mahkûmiyet hükmü kurulması, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/544 K. sayılı kararında hangi temel ilkelere aykırı bulunmuştur?
Savunma hakkı, Anayasa md. 36 ve AİHS md. 6 ile güvence altına alınmış geniş bir haktır. Kapsamına şu temel haklar girer: Kendini savunma, müdafi yardımından yararlanma, susma hakkı, soru sorma, delillerin toplanmasını isteme, duruşmada hazır bulunma ve kanun yoluna başvurma. YCGK'nın 2019/544 K. sayılı kararında, sanığın sorgusu yapılmadan (sanık açıklamada bulunmaya hazır olduğunu belirttiği halde) sadece müdafisinin dinlenerek mahkûmiyet hükmü kurulması, birçok temel ilkeye aykırı bulunmuştur: 1. **Savunma Hakkının Kısıtlanması (Anayasa md. 36, CMK md. 289/1-h):** Sorgu, sanığın savunma hakkının temelini oluşturur. Sanığın bizzat dinlenilmemesi, bu hakkın özünün ihlalidir ve mutlak bir bozma nedenidir. 2. **Yüz Yüzelik (Vasıtasızlık) İlkesinin İhlali:** Bu ilke, mahkemenin sanıkla ve delillerle doğrudan temas kurarak bir kanaate varmasını gerektirir. Sanığın yokluğunda sadece müdafi dinlenerek karar verilmesi bu ilkeyi zedeler. 3. **Sözlülük İlkesinin İhlali:** Yargılamanın sözlü olarak yapılması ve tarafların iddia ve savunmalarını sözlü olarak dile getirmesi esastır. Sanığın bu imkandan mahrum bırakılması bu ilkeye aykırıdır. 4. **Adil Yargılanma Hakkının İhlali (AİHS md. 6):** AİHS'nin 6. maddesi, sanığın 'kendi kendini savunma' hakkını güvence altına alır. Sorgu yapılmaması, bu asgari hakkın ihlalidir. Kararda, sanığın duruşmadan bağışık tutulmasının (CMK md. 196) dahi ancak sorgusu yapıldıktan sonra mümkün olabileceği, sorgunun hem sanık için bir hak hem de maddi gerçeğe ulaşmak için kamusal niteliği olan emredici bir usul kuralı olduğu vurgulanmıştır.