Bir işçinin, daimi kadroya geçirilirken geçmiş mevsimlik çalışmalarının dikkate alınmamasını uzun yıllar boyunca sessiz kalarak zımnen kabul ettiği ve bu nedenle sonradan hak talep etmesinin dürüstlük kuralına (TMK md. 2) aykırı olduğu savunması, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 2015/111 E., 2015/9562 K. sayılı bozma kararında nasıl çürütülmüştür?
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin ilgili bozma kararında, işçinin uzun süre sessiz kalmasının hakkından feragat ettiği veya mevcut durumu zımnen kabul ettiği anlamına gelmeyeceği belirtilmiştir. Bu argümanın çürütülmesindeki temel gerekçeler şunlardır: 1. **İş Hukukunun Koruyucu Niteliği:** İş hukuku, yapısı gereği eşit olmayan taraflar (işçi-işveren) arasındaki ilişkiyi düzenler. İşçi, ekonomik olarak işverene bağımlı olduğu için, iş ilişkisi devam ederken haklarını arama konusunda çekingen davranabilir. Bu bağımlılık durumu, işçinin sessiz kalmasının bir 'zımni kabul' olarak yorumlanmasını engeller. 2. **Hak Arama Özgürlüğü:** Hak arama özgürlüğü, Anayasal güvence altında temel bir haktır. Bir hak sahibinin, hakkını kanunda öngörülen zamanaşımı süreleri içinde istediği zaman kullanması, onun aleyhine dürüstlük kuralına aykırılık olarak değerlendirilemez. İşçi, yasal süresi içinde hakkını talep etmiştir. 3. **Protokolün Geçerliliği Sorunu:** Mahkemenin dayandığı ve işçinin geçmiş hizmetlerinin sayılmayacağını belirten protokol, İş Kanunu'nun emredici hükümlerine ve işçi lehine yorum ilkesine aykırıdır. Toplu İş Sözleşmeleri veya protokoller, kanunun işçiye tanıdığı asgari hakları daraltamaz, ancak genişletebilir. İşçi aleyhine sonuç doğuran bu tür protokol hükümlerine geçerlilik tanınamaz. Bu gerekçelerle Yargıtay, işçinin uzun süre dava açmamasının, hakkından vazgeçtiği anlamına gelmeyeceğini ve taleplerinin esastan incelenmesi gerektiğini belirtmiştir.