6100 sayılı HMK md. 163-164'te düzenlenen 'ön sorun' (hadise) kurumu, bir davada zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi halinde nasıl bir işlev görür? Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2015/11815 E., 2017/4523 K. sayılı kararında, mahkemenin süresinde ileri sürülen zamanaşımı def'ini karara bağlamadan işin esası hakkında hüküm kurması neden bozma sebebi sayılmıştır?
'Ön sorun' kurumu (HMK md. 163-164), bir davanın esasına girilmeden önce çözülmesi gereken ve davanın ilerleyişini veya sonucunu etkileyen ikincil nitelikteki uyuşmazlıkların incelenmesini düzenler. Zamanaşımı def'i, bir 'ilk itiraz' olmayıp, esasa cevap süresi içinde veya davacının iddianın genişletilmesi (ıslah gibi) durumunda buna karşı süresinde ileri sürülebilen bir savunma aracıdır. Zamanaşımı def'i, borcun varlığını değil, borcun dava edilebilirlik niteliğini ortadan kaldıran bir haktır. Süresinde ve usulüne uygun olarak ileri sürüldüğünde, mahkemenin bu iddiayı öncelikle bir 'ön sorun' olarak ele alması gerekir. Çünkü zamanaşımı def'inin kabul edilmesi halinde, davanın esası (borcun mevcut olup olmadığı, miktarı vs.) incelenmeden, dava usulden (zamanaşımı nedeniyle) reddedilecektir. Bu, yargılamanın daha hızlı ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasını sağlar. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin ilgili kararında, davalının, davacının ıslah dilekçesine karşı süresinde zamanaşımı def'inde bulunduğu halde, mahkemenin bu def'i hakkında olumlu veya olumsuz bir karar vermeden doğrudan işin esasına girerek hüküm kurması, usule aykırılık ve bozma sebebi sayılmıştır. Çünkü mahkeme, davalının usulüne uygun ileri sürdüğü ve davanın esasına girilmesini engelleyebilecek nitelikteki bir savunma aracını yok saymış, bu da savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelmiştir. Mahkeme, öncelikle bu ön sorunu inceleyip karara bağlamalı, zamanaşımı def'ini reddederse ancak o zaman işin esasına girmeliydi.