5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu md. 3/11'de düzenlenen 'ticari amaçla... satın alma' fiilinin sübjektif unsurunu, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2016/54 K. sayılı kararı ışığında değerlendiriniz. Bir yolcu otobüsü işletmecisinin, otobüsün hem orijinal hem de sonradan eklenmiş deposunu dolduracak miktarda ulusal markersiz akaryakıt alması neden 'şahsi ihtiyaç' kapsamında değerlendirilmemiştir?
5607 sayılı Kanun md. 3/11, ulusal marker seviyesi geçersiz veya sıfır olan akaryakıtı 'ticari amaçla satın almayı' suç olarak tanımlamaktadır. Buradaki 'ticari amaç' unsuru, suçun oluşması için aranan özel bir kast, yani sübjektif bir unsurdur. Failin, satın aldığı kaçak akaryakıtı kişisel kullanımı (örneğin özel otomobili) için değil, bir ticari faaliyetin yürütülmesi veya kar elde etme amacıyla kullanma veya satma iradesine sahip olması gerekir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2016/54 K. sayılı kararında, yolcu otobüsü işletmecisinin eylemi bu çerçevede değerlendirilmiştir. Karara göre, eylemin 'ticari amaçlı' olduğuna hükmedilirken şu objektif kriterler dikkate alınmıştır: 1. **Kullanım Yeri:** Akaryakıt, kişisel bir araç için değil, ticari faaliyete tahsisli bir yolcu otobüsü için alınmıştır. 2. **Miktar:** Alınan 300 litre akaryakıt, şahsi ihtiyacı aşan, ticari bir işletmenin maliyetlerini düşürmeye yönelik bir miktar olarak görülmüştür. 3. **Saklama Şekli:** Akaryakıtın bir kısmının, ruhsata aykırı olarak sonradan eklenmiş gizli bir depoda bulunması, eylemin yasa dışı niteliğini ve ticari kazanç sağlama amacını güçlendiren bir emare olarak kabul edilmiştir. Bu unsurlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın eyleminin 'şahsi ihtiyaç' sınırlarını aştığı ve doğrudan ticari işletmesinin bir parçası olarak, maliyet avantajı sağlayarak kar elde etme (ticari amaç) kastıyla gerçekleştirildiği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle fiil, 5607 s. K. md. 3/11 kapsamındaki suçu oluşturmuştur.