15 yaşından küçük bir çocuğa karşı işlenen suçlarda şikâyet hakkının kullanımı ile velayet hakkı arasındaki ilişkiyi, velilerden birinin şikâyetçi olup diğerinin olmaması veya velilerin menfaatinin çocuğun menfaatiyle çatışması durumlarını dikkate alarak analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #166125

15 yaşından küçük çocukların ayırt etme gücüne sahip olmadıkları kabul edildiğinden, şikâyet hakkı gibi şahsa sıkı surette bağlı haklar, onlar adına kanuni temsilcileri tarafından kullanılır. 1. **Velilerin İradesinin Farklı Olması:** Çocuğun velayeti anne ve babada ise (TMK md. 335), her ikisi de kanuni temsilcidir. Çocuğa karşı işlenen bir suçta velilerden birinin şikâyetçi olup diğerinin olmaması durumunda, çocuğun menfaatinin korunması ilkesi gereği, şikâyetçi olan velinin iradesine üstünlük tanınır ve şikâyet şartının gerçekleştiği kabul edilir. Soruşturma veya kovuşturmaya devam edilir. Bir velinin şikâyetten vazgeçmesi, diğerinin rızası olmadıkça tek başına sonuç doğurmaz. 2. **Menfaat Çatışması:** Eğer çocuğa karşı işlenen suçun şüphelisi veya sanığı, çocuğun kanuni temsilcilerinden biri (örneğin baba) veya onun bir yakını ise, kanuni temsilcinin menfaati ile çocuğun menfaati arasında bir 'çatışma' ortaya çıkar. Bu durumda, kanuni temsilci çocuğu objektif bir şekilde temsil edemez. TMK md. 426/2 uyarınca, bu tür menfaat çatışması hallerinde, çocuğa bir 'temsil kayyımı' atanması için Sulh Hukuk Mahkemesine başvurulmalıdır. Atanan kayyım, çocuğun haklarını (şikâyet, davaya katılma vb.) korumakla görevli olur ve bu konudaki iradesi esas alınır. Velinin bu süreçteki beyanları, menfaat çatışması nedeniyle geçersiz sayılır. Bu usul, çocuğun üstün yararının korunmasını amaçlayan temel bir güvencedir.