7418 sayılı 'Sansür Yasası'nın 34. maddesi, Türkiye'den günlük erişimi on milyondan fazla olan yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcılarına 'temsilci belirleme' yükümlülüğü getirmektedir. Bu yükümlülüğe uyulmaması halinde öngörülen yaptırımların kademeli yapısını (para cezası, reklam yasağı, bant genişliği daraltma) hukuki açıdan değerlendiriniz. Bu yaptırımların 'ölçülülük ilkesi' açısından tartışmalı yönleri nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #166108

7418 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile getirilen yaptırımlar, sosyal ağ sağlayıcılarını Türkiye'de hukuki bir muhatap (temsilci) belirlemeye zorlamak amacıyla kademeli ve ağırlaşan bir şekilde tasarlanmıştır. Yaptırımlar şu şekildedir: 1. **Para Cezaları:** Yükümlülüğe uymayan sağlayıcıya önce idari para cezası verilir. 2. **Reklam Yasağı:** Para cezasına rağmen yükümlülük yerine getirilmezse, Türkiye'deki yerleşik vergi mükelleflerinin ilgili sosyal ağ sağlayıcısına reklam vermesi yasaklanır. Bu, platformun en önemli gelir kaynağını hedef alan ciddi bir mali yaptırımdır. 3. **Bant Genişliğinin Daraltılması:** Reklam yasağından sonra da yükümlülük yerine getirilmezse, sulh ceza hâkimliğine başvurularak internet trafiği bant genişliğinin önce %50, devamında ise %90 oranında daraltılması talep edilebilir. **Ölçülülük Açısından Değerlendirme:** Ölçülülük ilkesi, bir amaca ulaşmak için seçilen aracın, amacı gerçekleştirmeye 'elverişli', 'gerekli' ve 'orantılı' olmasını gerektirir. Temsilci belirleme yükümlülüğünün amacı, hukuki ve idari tebligatların yapılabilmesi ve adli taleplerin karşılanmasıdır. Para cezası ve reklam yasağı, bu amaca ulaşmak için 'elverişli' ve 'gerekli' mali baskı araçları olarak görülebilir. Ancak, son aşama olan 'bant genişliğinin daraltılması', özellikle %90 oranında, platforma erişimi fiilen imkansız hale getirir. Bu durum, sadece platformun ticari faaliyetini değil, aynı zamanda milyonlarca kullanıcının Anayasa ile güvence altına alınan 'haberleşme hürriyeti' (m. 22) ve 'ifade özgürlüğü'nü (m. 26) de doğrudan ve ağır bir şekilde kısıtlar. Yaptırım, hedeflenen meşru amaç (muhataplık sağlama) ile kullanılan araç (erişimi engelleme) arasında 'orantılılık' açısından ciddi sorunlar barındırmaktadır. Bu, hakkın özüne dokunan bir müdahale olarak değerlendirilebilir ve bu yönüyle ölçülülük ilkesine aykırılığı tartışmalıdır.