7418 sayılı 'Sansür Yasası' ile TCK'ya eklenen 217/A maddesindeki 'Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma' suçunun oluşabilmesi için aranan 'kamu barışını bozmaya elverişlilik' şartı ne anlama gelmektedir? Bu unsurun, suçun bir 'somut tehlike suçu' mu yoksa 'soyut tehlike suçu' mu olduğu yönündeki tartışmaya etkisini değerlendiriniz.
'Kamu barışını bozmaya elverişlilik' şartı, yayılan gerçeğe aykırı bilginin, toplumda ciddi bir kargaşa, düzensizlik, çatışma veya güvensizlik ortamı yaratma potansiyeline sahip olması anlamına gelir. Sadece toplumun bir kesimini rahatsız eden veya endişelendiren her bilgi değil, kamu düzenini ve barışını sarsma, istikrarsızlaştırma potansiyeli taşıyan bilgiler bu kapsamdadır. Bu unsur, suçun niteliğinin belirlenmesinde kritik bir rol oynar. Eğer kanunda sadece 'gerçeğe aykırı bilgiyi yaymak' cezalandırılsaydı, bu bir 'soyut tehlike suçu' olurdu; yani fiilin işlenmesiyle bir tehlikenin doğduğu varsayılır, ayrıca bir tehlike neticesi aranmazdı. Ancak 'kamu barışını bozmaya elverişli şekilde' ifadesi, suçun bir 'somut tehlike suçu'na yaklaştığını göstermektedir. Bu yoruma göre, mahkemenin, yayılan bilginin somut olayda kamu barışını bozma tehlikesi yaratıp yaratmadığını, yani bu tehlikenin 'elverişli' olup olmadığını ayrıca değerlendirmesi gerekir. Fiilin işlenmesi tek başına yeterli değildir; fiilin yarattığı tehlike potansiyelinin de somut olarak varlığı aranmalıdır. Bu 'elverişlilik' şartı, suçun uygulama alanını daraltan ve keyfi uygulamaları önlemeye yönelik bir güvence olarak yorumlanabilir. Ancak, 'elverişlilik' kavramının belirsizliği, uygulamada farklı yorumlara yol açarak ifade özgürlüğü açısından riskler de barındırmaktadır.