Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2017/3988 E., 2018/11818 K. sayılı kararının karşı oy yazısında, mahkemenin temyiz süresini kanunda öngörülen 15 gün yerine '1 ay' olarak hatalı göstermesi durumunda hangi sürenin esas alınması gerektiği tartışılmaktadır. Bu tartışmayı 'mahkemeye erişim hakkı' ve 'hukuki güvenlik' ilkeleri bağlamında analiz ediniz.
Bu karşı oy, 'mahkemeye erişim hakkı' (Anayasa md. 36, AİHS md. 6) ile 'kanunların herkes tarafından bilinmesi gerektiği' (hukuki güvenlik) ilkesi arasındaki gerilimi ortaya koymaktadır. Çoğunluk görüşü, kanunda belirtilen sürenin (15 gün) esas olduğunu ve tarafın bu süreyi geçirmesi halinde temyiz hakkını kaybedeceğini, mahkemenin hatasının bu sonucu değiştirmeyeceğini zımnen kabul ederek temyiz talebini süreden reddetmiştir. Bu görüş, 'hukuki güvenlik' ve kanunların objektifliği ilkesine dayanır. Karşı oy ise 'mahkemeye erişim hakkı'nı ve devletin (yargı organının) kendi hatasının sonuçlarını vatandaşa yükleyemeyeceği ilkesini ön plana çıkarmaktadır. HMK md. 297, hakime 'varsa kanun yolları ve süresini' kararda gösterme yükümlülüğü yüklemiştir. Hâkimin bu yükümlülüğü yerine getirirken vatandaşı yanıltması, devletin kusurlu bir davranışıdır. Vatandaşın, bir kamu otoritesi olan mahkemenin belirttiği süreye güvenerek hareket etmesi doğaldır. Mahkemenin hatalı gösterdiği süre içinde yapılan başvurunun 'süre aşımı' nedeniyle reddedilmesi, mahkemeye erişim hakkına orantısız bir müdahale teşkil eder ve adil yargılanma hakkını ihlal eder. Nitekim Anayasa Mahkemesi ve AİHS içtihatları da, usul kurallarının mahkemeye erişimi aşırı derecede zorlaştıracak veya imkansız kılacak şekilde katı yorumlanmaması gerektiğini belirtmektedir. Bu nedenle, karşı oydaki görüş, hak arama özgürlüğünü korumaya yönelik daha modern ve hak eksenli bir yaklaşımdır.