Mülga 765 sayılı TCK md. 147'de 'Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini cebren iskat' fiili suç olarak tanımlanırken, yürürlükteki 5237 sayılı TCK md. 312'de '...engellemeye teşebbüs eden kimseye ... ceza verilir' denilmektedir. Bu iki düzenleme arasındaki temel farkı, suçun 'netice suçu' mu yoksa 'teşebbüs suçu' mu olduğu açısından değerlendiriniz.
İki düzenleme arasındaki en temel fark, suçun yapısı konusundadır. Mülga 765 sayılı TCK md. 147, 'cebren iskat' (zorla düşürme) veya 'cebren men' (zorla engelleme) fiillerini tamamlanmış bir netice suçu olarak düzenlemişti. Suçun oluşması için Hükümetin fiilen düşürülmesi (iskat) veya görevini yapmasının engellenmesi neticesinin gerçekleşmesi gerekiyordu. Bu netice gerçekleşmezse, fiil teşebbüs aşamasında kalıyordu. Yürürlükteki 5237 sayılı TCK md. 312 ise, bu suçu bir 'teşebbüs suçu' olarak yeniden düzenlemiştir. Madde metni, '...engellemeye teşebbüs eden kimseye ... ceza verilir' diyerek, suçu tamamlamak için gereken elverişli fiillere başlamayı (teşebbüsü) suçun tamamlanmış hali olarak kabul etmektedir. Yani, failin cebir ve şiddet kullanarak Hükümeti devirmeye yönelik icra hareketlerine başlamasıyla suç tamamlanmış olur; Hükümetin fiilen devrilmesi veya görevinin engellenmesi gibi bir neticenin gerçekleşmesi aranmaz. Bu düzenleme, Anayasal düzene yönelik en ciddi tehlikelerden olan darbe girişimlerini, neticenin gerçekleşmesini beklemeden en ağır şekilde cezalandırmayı amaçlamaktadır. Bu nedenle TCK md. 312'deki suç, bir 'doğrudan teşebbüs' veya 'kalkışma' suçu niteliğindedir.