Marka tescil sürecinde TPMK YİDK (Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu) kararı bulunmaksızın, Kurum'un önceki aşamalardaki (örneğin, itirazın reddi gibi) kararlarından doğan zararlar için doğrudan tazminat davası açılması mümkün müdür? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/11-387 E., 2024/78 K. sayılı kararında ilk derece ve bölge adliye mahkemelerinin 'YİDK kararı şarttır' şeklindeki gerekçesi neden bozulmuştur?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/11-387 E., 2024/78 K. sayılı kararında ele alınan uyuşmazlıkta, ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, adli yargının görevli olabilmesi için tüm idari başvuru yollarının tüketilerek nihai bir YİDK kararının alınmış olması gerektiğini, adli yargının ancak bu nihai kararın iptali ve buna bağlı tazminat taleplerinde görevli olduğunu savunmuştur. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu görüşü kabul etmemiştir. Bozma gerekçesi, 6769 sayılı SMK md. 156/2 (ve mülga 556 sayılı KHK md. 71/2) hükmünün lafzıdır. Bu maddeler, 'Kurumun bu Kanun hükümlerine göre aldığı **bütün kararlara** karşı açılacak davalar' ifadesini kullanmaktadır. Yargıtay'a göre bu ifade, Kurum'un sadece nihai YİDK kararlarını değil, tescil sürecindeki ara kararlar da dahil olmak üzere tüm kararlarını kapsamaktadır. Kanun metni, kararlar arasında bir ayrım yapmamıştır. Dolayısıyla, bir YİDK kararı olmasa dahi, Kurum'un tescil veya itirazın reddi gibi herhangi bir kararından zarar gördüğünü iddia eden bir kişi, bu karar nedeniyle oluşan zararının tazmini için doğrudan Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde dava açabilir. 'YİDK kararı şarttır' şeklindeki yorum, kanunun açık lafzına aykırı ve kısıtlayıcı bir yorum olarak değerlendirilmiştir.