5434 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun bağlamında 'vazife malullüğü' ile 'adi malullük' arasındaki temel ayrım nedir? Bir kamu görevlisinin maluliyetinin 'vazife malullüğü' sayılabilmesi için gereken 'vazifeden doğma' veya 'vazife sırasında olma' şartlarının kapsamını, metinde verilen örnekler üzerinden açıklayınız.
'Adi malullük' ile 'vazife malullüğü' arasındaki temel ayrım, maluliyete yol açan olayın sigortalının göreviyle olan illiyet (nedensellik) bağıdır. Adi malullük, 5434 sayılı Kanun md. 44'te 'her ne sebep ve suretle olursa olsun' ortaya çıkan ve görevini yapmaya engel olan maluliyet hali olarak tanımlanır. Yani, görevinin dışında, özel hayatında geçirdiği bir kaza veya hastalık sonucu malul kalan bir memurun durumu adi malullüktür. Vazife malullüğü ise, 5434 sayılı Kanun md. 45'te ve 5510 sayılı Kanun md. 47'de tanımlandığı üzere, maluliyetin görevin 'sebep ve tesiri' ile meydana geldiği nitelikli bir haldir. Metinde belirtilen 'vazifeden doğma' veya 'vazife sırasında olma' şartlarının kapsamı şöyledir: a) Vazifesini yaptığı sırada vazifesinden doğması (örneğin, bir polisin operasyon sırasında yaralanması), b) Vazifesi dışında, idarece görevlendirildiği başka bir işi yaparken o işten doğması, c) Kurumun menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken o işten doğması, d) İdarece sağlanan bir taşıtla işe geliş-dönüş sırasında kaza geçirmesi, e) İşyerinde, işin mahiyetinden veya çalışma konusundan ileri gelen bir kazadan doğması. Bu şartlardan birinin varlığı, durumu adi malullükten çıkarıp, sigortalıya daha avantajlı haklar (daha yüksek aylık, nakdi tazminat, istihdam hakkı vb.) sağlayan vazife malullüğü statüsüne sokar.