TCK md. 106'da düzenlenen tehdit suçunun teşebbüse elverişli olup olmadığını, suçun hukuki niteliğini (neticesi harekete bitişik/sırf hareket suçu) dikkate alarak tartışınız. Mektupla yapılan bir tehdidin, mektubun muhatabına ulaşmaması durumunda teşebbüs hükümleri uygulanabilir mi?
Tehdit suçu, TCK md. 106'da düzenlenmiştir ve kural olarak bir 'sırf hareket suçu' veya 'neticesi harekete bitişik' bir suçtur. Suçun tamamlanması için, tehdit içeren söz veya davranışın muhatabın bilgisine veya algı alanına ulaşması yeterlidir; muhatabın ayrıca korkmuş veya endişelenmiş olması gibi bir neticenin gerçekleşmesi aranmaz. Bu yapısı nedeniyle, tehdit suçunun kural olarak teşebbüse elverişli olmadığı kabul edilir. Örneğin, yüz yüze söylenen bir tehdit sözü, söylendiği anda tamamlanır. Ancak, suçun icra hareketlerinin bölünebildiği durumlarda teşebbüs mümkün olabilir. Mektupla yapılan tehdit, bu duruma klasik bir örnektir. Failin tehdit içeren mektubu yazıp postaya vermesiyle icra hareketleri başlar, ancak mektup henüz muhataba ulaşmamıştır. Eğer bu mektup, failin iradesi dışındaki bir nedenle (örneğin, postada kaybolması, yanlış adrese gitmesi) muhataba ulaşmazsa, suç tamamlanmamış olur. Failin elverişli bir vasıta ile başladığı icra hareketleri, elinde olmayan nedenlerle tamamlanamadığından, bu durumda TCK md. 35 uyarınca tehdit suçuna teşebbüsten sorumluluk gündeme gelecektir.