Ceza yargılamasında maddi hakikate ve adalete ulaşma amacı ile sanığın susma hakkı ve kişilik haklarının korunması arasında nasıl bir denge kurulmalıdır?
Ceza yargılamasında bu iki değer arasında hassas bir denge kurulması gerekir. Maddi hakikate ulaşma amacı, yargılamanın temel hedefidir ve çapraz sorgu gibi yöntemler bu amaca hizmet eder. Ancak bu amaç, sanığın temel haklarını ihlal etme hakkı vermez. Sanığın susma hakkı, kendini suçlamama hakkı (nemo tenetur) ve kişilik hakları (onur ve saygınlık) Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle koruma altındadır. Denge şu şekilde kurulur: Sorular, maddi hakikati ortaya çıkarmaya yönelik olmalı, ancak sanığı aşağılayıcı, küçük düşürücü veya özel hayatının gereksiz detaylarına giren nitelikte olmamalıdır. Sanık susma hakkını kullanabilir, ancak soruların sorulmasına engel olamaz. Mahkeme başkanı, bu dengeyi gözeterek, amaca hizmet etmeyen, kişilik haklarını ihlal eden veya yasak usullerle sorulan sorulara müdahale etmelidir (CMK m. 201, m. 206).