Bir kimsenin, konutuna rızası hilafına giren bir hırsıza karşı kendisini veya malını korumak amacıyla güç kullanması, ancak bu sırada heyecan, korku veya telaş nedeniyle meşru müdafaa sınırını aşarak hırsızı ağır şekilde yaralaması durumunda, cezai sorumluluğu TCK m. 27/2'ye göre nasıl değerlendirilir?
Bu durum, TCK m. 27/2'de düzenlenen 'meşru müdafaada sınırın mazur görülebilir bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelerek aşılması' halini oluşturur. Bu hüküm, bir 'cezasızlık' nedeni öngörmektedir. Değerlendirme şu şekilde yapılır: 1) Meşru Müdafaa Koşulları Vardır: Olayda, konuta yönelik haksız bir saldırı mevcuttur ve savunma bu saldırıya yöneliktir. Yani, bir meşru müdafaa hali başlamıştır. 2) Sınır Aşılmıştır: Ancak, fail savunmada orantılılık ilkesini (saldırıyı defedecek ölçüde güç kullanma) aşarak, gerekenden daha fazla bir güç kullanmış ve saldırganı ağır şekilde yaralamıştır. 3) Sınırın Aşılma Nedeni: Bu sınırın aşılması, failin kasıtlı bir şekilde daha fazla zarar verme amacından değil, saldırının yarattığı 'mazur görülebilir (hoş görülebilir) bir heyecan, korku veya telaştan' kaynaklanmaktadır. Gece vakti evine hırsız giren bir kişinin, bu tür bir psikolojik durum içinde olması hayatın olağan akışına uygundur. Eğer bu üç koşul bir arada bulunuyorsa, yani sınır kasıtlı olarak değil, mazur görülebilir bir psikolojik etki altında aşılmışsa, TCK m. 27/2 gereğince faile 'ceza verilmez'. Bu, bir kusurluluğu ortadan kaldıran hal olarak kabul edilir. (Referans: Genel Ceza Hukuku bilgisi ve or.av.tr/konut-dokunulmazligi-ihlali-sucu-tck-116/ metninin konusuyla ilişkilendirilerek cevaplanmıştır.)