Bir hukuk davasında, ilk derece mahkemesi davanın reddine karar vermiş, davacı bu kararı istinaf etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiş, davacı bu kararı da temyiz etmiştir. Yargıtay incelemesi devam ederken, davacı davadan feragat ettiğini bildirmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin bu konudaki yaklaşımına göre, Yargıtay nasıl bir usuli işlem yapmalıdır?
Metinde yer alan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2017/88 K. sayılı kararı, bu durumda izlenmesi gereken usulü net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu dairenin yaklaşımına göre: 1) Yerel Mahkemenin Ek Karar Verme Yetkisi Yoktur: İlk derece mahkemesi karar vererek davadan elini çekmiştir. Karardan sonra ortaya çıkan feragat beyanı hakkında, kendiliğinden dosyayı ele alıp bir 'ek karar' vermesi usulen mümkün değildir. Daire, HMK Yönetmeliği'nin 57. maddesinin bu konuda uygulanabilir bir hüküm olmadığını, çünkü bu durumun ancak yasayla düzenlenebileceğini belirtmektedir. 2) Yargıtay'ın Yapması Gereken İşlem: Yargıtay, esastan bir inceleme (onama veya bozma) yapmamalıdır. Davadan feragat, HMK m. 310-311 uyarınca davayı kesin olarak sona erdiren bir usuli işlemdir. Bu nedenle Yargıtay, davacının feragat beyanını dikkate alarak, 'feragat nedeniyle bir karar verilmesini teminen yerel mahkeme kararının bozulmasına' karar vermelidir. Yani, Yargıtay, davanın feragat nedeniyle sona erdiğini tespit eder ve bu sebeple ilk derece mahkemesi kararını usulden bozar. Dosya bu bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesine döner ve ilk derece mahkemesi de feragat nedeniyle davanın reddine karar verir. Bu yaklaşım, feragatin davayı sona erdirici etkisini doğrudan Yargıtay'ın tespit edip, bu tespiti bir bozma kararına bağlaması esasına dayanır. (Referans: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-57-ihtiyari-dava-arkadasligi.html)