Bir kimse, evlilik dışı doğan bir çocuğu, babası olduğunu düşünerek tanımıştır. Ancak daha sonra, çocuğun annesi, tanıyanın baba olmadığı iddiasıyla tanımanın iptali davası açmıştır. Bu davada ispat yükü kime aittir ve bu ispat yükünün özelliği nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #165091

Bu durumda ispat yükü, normalin aksine bir 'yer değiştirme' gösterir ve tanıyan babanın üzerindedir. TMK m. 299/2, bu özel durumu şöyle düzenler: 'Ana veya çocuk tarafından tanıyanın baba olmadığı iddiasıyla açılan iptal davasında ispat yükü, tanıyanın, gebe kalma döneminde ana ile cinsel ilişkide bulunduğuna ilişkin inandırıcı kanıtları göstermesinden sonra doğar.' Bu hükme göre süreç şöyledir: 1) Davayı açan ana veya çocuk, tanıyanın baba olmadığını iddia eder. 2) Bu iddia üzerine ispat yükü, davalı konumundaki 'tanıyan'a geçer. Tanıyan, çocuğun annesi ile fiili gebe kalma döneminde cinsel ilişkide bulunduğunu 'inandırıcı kanıtlarla' ispatlamak zorundadır. 3) Eğer tanıyan, bu cinsel ilişkinin varlığını inandırıcı bir şekilde ispat edebilirse, ancak o zaman ispat yükü tekrar yer değiştirir ve bu kez davacı olan ana veya çocuğun, bu cinsel ilişkiye rağmen tanıyanın baba olmadığını (örneğin, tanıyanın kısır olduğunu veya başka birinin baba olduğunu) ispatlaması gerekir. Kısacası, ana veya çocuğun açtığı davada, başlangıçta ispat yükü, baba olduğunu iddia eden ve tanıma işlemini yapan davalı üzerindedir. Bu, kanunun, anne ve çocuğun beyanına daha fazla ağırlık tanıdığı özel bir ispat kuralıdır. (Referans: barandogan.av.tr/blog/medeni-hukuk/soybaginin-nesebin-reddi-ve-babalik-davasi.html)