Bir sanık hakkında, işlediği iddia edilen bir suçtan dolayı hem TCK'da düzenlenen 'resmi belgede sahtecilik' hem de 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' suçlarından dava açılmıştır. Sanığın eylemi, tek bir fiil ile bu iki suçu da oluşturuyorsa, cezanın belirlenmesinde TCK'nın hangi ilkesi uygulanır?
Bu durumda, cezanın belirlenmesinde TCK m. 44'te düzenlenen 'fikri içtima' (farklı neviden fikri içtima) ilkesi uygulanır. Bu ilkeye göre, 'İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.' Metinde yer alan Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2021/8677 sayılı kararında da benzer bir durum söz konusudur. Sanığın, şirkete teslim etmesi gereken senetleri teslim ederken sahte bir senet düzenleyerek parayı uhdesinde tutması eylemi, hem resmi belgede sahtecilik suçunu hem de hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturmaktadır. Bu iki suç, tek bir fiil ile işlenmiştir. Bu durumda mahkeme, her iki suç için öngörülen cezalardan hangisi daha ağır ise, sanığı sadece o suçtan cezalandıracaktır. Diğer, daha hafif olan suçtan ayrıca ceza verilmez. Bu, 'non bis in idem' (aynı fiilden dolayı iki kez yargılanmama/cezalandırılmama) ilkesinin bir yansımasıdır. (Referans: or.av.tr/guveni-kotuye-kullanma-sucu/ - Yargıtay 11. CD kararının içeriği ve genel ceza hukuku bilgisiyle)