Bir ceza davasında, tanığın susma hakkı var mıdır? Sanığın susma hakkı ile tanığın beyanda bulunma yükümlülüğü arasındaki temel farkı, 'Çapraz Sorgunun Bütünlüğü' başlıklı makaledeki argümanlar çerçevesinde açıklayınız.
Hayır, kural olarak tanığın susma hakkı yoktur. Metinde de belirtildiği gibi, 'sanığın susma hakkı kabul edilmiştir. Oysa tanığın susma hakkı bulunmamaktadır.' Sanık ile tanığın hukuki statüleri ve yükümlülükleri bu noktada temelden ayrılır: 1) Sanığın Durumu: Sanık, 'nemo tenetur' ilkesi gereği kendini suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanamaz. Savunma hakkının bir gereği olarak, sorulara cevap verip vermemekte serbesttir ve susması aleyhine delil olarak kullanılamaz. 2) Tanığın Durumu: Tanık, yargılamanın bir süjesi değil, bir 'delil' kaynağıdır. Maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına yardımcı olmakla yükümlüdür. CMK m. 50 uyarınca, tanık bildiklerini doğru bir şekilde anlatmak zorundadır. Tanığın susma hakkı, sadece CMK m. 45 (kendisini veya yakınlarını suçlayacak beyanlardan kaçınma hakkı) ve CMK m. 46 (meslek sırrı nedeniyle tanıklıktan çekinme hakkı) gibi kanunda sayılan istisnai hallerde mevcuttur. Bu istisnalar dışında, tanık sorulara cevap vermek zorundadır. Cevap vermezse veya yalan beyanda bulunursa, 'tanıklıktan çekinme' (TCK m. 288) veya 'yalan tanıklık' (TCK m. 272) suçlarını işlemiş olur. Bu temel fark, sanığın yargılamanın pasif objesi değil aktif süjesi olmasından, tanığın ise bir delil aracı olmasından kaynaklanır. (Referans: sen.av.tr/.../capraz-sorgunun-butunlugu)