Bir kimse, facebook üzerinden yaptığı bir paylaşımda, katılanın ismini doğrudan zikretmeden ancak onu ima eden ifadelerle tehdit içeren sözler kullanmıştır. Bu durumda, tehdit suçunun oluşup oluşmadığının tespitinde mahkemenin dikkat etmesi gereken hususlar nelerdir?
Tehdit suçunun oluşabilmesi için tehdidin belirli veya belirlenebilir bir kişiye yöneltilmiş olması gerekir. Mağdurun isminin açıkça zikredilmemesi, tek başına suçun oluşmadığı anlamına gelmez. Mahkemenin, tehdidin o katılana yönelik olup olmadığını tespit ederken şu hususları bütüncül olarak değerlendirmesi gerekir: 1) İfadelerin İçeriği ve Bağlamı: Paylaşımda kullanılan ifadelerin, taraflar arasındaki ilişki, daha önceki olaylar ve mevcut husumet dikkate alındığında, katılanı işaret edip etmediği değerlendirilir. 'İma'nın sıradan bir okuyucu tarafından dahi o kişiyi çağrıştıracak kadar açık olup olmadığına bakılır. 2) Taraflar Arasındaki Geçmiş: Fail ile mağdur arasında önceden var olan bir husumet, tartışma veya olay, isimsiz ifadelerin kime yönelik olduğunun anlaşılmasında önemli bir delildir. 3) Diğer Delillerle Desteklenme: Paylaşımın yapıldığı zaman diliminde taraflar arasında geçen telefon görüşmeleri, başka mesajlaşmalar veya tanık beyanları gibi yan deliller, imanın kime yönelik olduğunu aydınlatabilir. Metinde yer alan Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2021/25193 K. sayılı kararında, 'iddianameye konu edilen facebook mesajlarında katılanın doğrudan adının geçmemesi veya katılanın kastedildiğine dair herhangi bir emarenin bulunmaması' ve bu durumu destekleyen başka somut delil olmaması, beraat kararı için gerekçe yapılmıştır. Bu da gösteriyor ki, mahkeme, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği, tehdidin belirli bir kişiye yöneldiğine dair kuşkuyu ortadan kaldıracak kesinlikte bir kanaate ulaşmalıdır. Sadece katılanın soyut beyanı yeterli değildir. (Referans: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/internetten-sosyal-medya-uzerinden-tehdit-sucu-cezasi.html)