Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi kuralının (AAÜT m. 14/4), ceza davasına katılma üzerine mahkumiyet kararı verilmesi halinde katılan lehine sanık aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi (AAÜT m. 14/1) kuralı ile karşılaştırıldığında, 'silahların eşitliği' ilkesi açısından nasıl bir anlam ifade ettiğini yorumlayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #165058

Bu iki kural, ceza yargılamasında 'silahların eşitliği' ilkesini her iki yönde de tesis etmeyi amaçlayan tamamlayıcı düzenlemelerdir. 'Silahların eşitliği' ilkesi, iddia ve savunma makamlarının yargılama sürecinde usuli haklar ve imkanlar açısından denk bir konumda olmasını gerektirir. 1) Katılan Lehine Ücret (m. 14/1): Kamu davasına katılan vekil ile temsil edilen mağdur (katılan), davanın kendi çabalarıyla da mahkumiyetle sonuçlanmasına katkıda bulunmuştur. Sanığın haksız eylemi nedeniyle kendisini savunmak için bir avukat tutmak zorunda kalmıştır. Mahkumiyet kararıyla sanığın haksızlığı sabit olduğunda, katılanın bu süreçte yaptığı avukatlık masrafının bir kısmının, bu duruma sebep olan sanığa yükletilmesi, silahların eşitliği ve hakkaniyet gereğidir. 2) Beraat Eden Sanık Lehine Ücret (m. 14/4): Devlet, tüm gücüyle bir vatandaşına karşı dava açmış ve yargılama sonunda bu suçlamanın haksız olduğu, sanığın masum olduğu anlaşılmıştır. Sanık, bu haksız suçlama karşısında kendini savunmak için bir avukat tutmak zorunda kalmıştır. Bu durumda, sanığın katlandığı bu zorunlu masrafın, haksız davayı açan Hazine tarafından karşılanması, yine silahların eşitliği ve hakkaniyetin bir gereğidir. Sonuç olarak, bu iki hüküm bir madalyonun iki yüzü gibidir. Davayı kazanan tarafın (haksız çıkan tarafa karşı) vekalet masraflarının bir kısmının karşılanmasını sağlayarak, taraflar arasındaki usuli ve ekonomik dengesizliği gidermeyi ve adil yargılanma hakkını güçlendirmeyi amaçlarlar. (Referans: zulkufarslan.av.tr/avukatlik-asgari-ucret-tarifesi-2025/ Madde 14)