Babalık davasında, davalının (baba olduğu iddia edilen kişinin), çocuğun doğumundan önceki 300. gün ile 180. gün arasında ana ile cinsel ilişkide bulunduğunun ispatlanması, babalık açısından ne tür bir hukuki sonuç doğurur? Davalının bu durumu çürütmek için neyi ispat etmesi gerekir? (TMK m. 302)
TMK m. 302, babalık davasında davacı (ana ve çocuk) lehine bir karine getirmiştir. Buna göre, davalının, çocuğun doğumundan önceki 300. gün ile 180. gün arasındaki kritik dönemde (yani fiili gebe kalma döneminde) ana ile cinsel ilişkide bulunduğunun ispatlanması, 'babalığa karine' sayılır. Bu, aksi ispat edilebilen, çürütülebilir bir karinedir. Bu karinenin hukuki sonucu, ispat yükünün yer değiştirmesidir. Davacı, bu dönemdeki cinsel ilişkiyi ispatladığında, artık davalının baba olduğu varsayılır. Bu karineyi çürütmek isteyen davalı, iki hususu ispat etmek zorundadır: 1) Çocuğun babası olmasının olanaksızlığını ispatlamak: Örneğin, o dönemde kısır olduğunu veya cinsel ilişkiyi imkansız kılan başka bir yerde (askerde, yurt dışında, cezaevinde) bulunduğunu kanıtlamalıdır. 2) Üçüncü bir kişinin baba olma olasılığının kendisininkinden daha fazla olduğunu ispatlamak: Örneğin, annenin aynı dönemde bir başkasıyla da cinsel ilişki yaşadığını ve o kişinin baba olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu ispat etmeye çalışabilir. Davalı bu iki durumdan birini ispat edemezse, babalık karinesi geçerliliğini korur ve mahkeme babalığa hükmeder. Günümüz uygulamasında, bu tür iddialar genellikle DNA testi ile kesin olarak çözülmektedir. (Referans: barandogan.av.tr/blog/medeni-hukuk/soybaginin-nesebin-reddi-ve-babalik-davasi.html)