CMK m. 160 uyarınca başlatılan bir soruşturmada Cumhuriyet savcısının, şüphelinin lehine olan delilleri de toplama yükümlülüğünün hukuki temelini ve bu yükümlülüğün ihlalinin adil yargılanma hakkı üzerindeki etkisini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #165019

Cumhuriyet savcısının sadece şüphelinin aleyhine değil, lehine olan delilleri de toplama yükümlülüğü, CMK m. 160/2'de açıkça düzenlenmiştir: 'Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.' Bu yükümlülüğün hukuki temeli, ceza yargılamasının amacının ne pahasına olursa olsun bir mahkumiyet elde etmek değil, 'maddi gerçeğe' ulaşmak olmasıdır. Savcı, davanın bir tarafı gibi değil, adaletin gerçekleşmesini sağlayan bir kamu görevlisi olarak hareket eder. Bu yükümlülüğün ihlali, adil yargılanma hakkının (Anayasa m. 36, AİHS m. 6) temel unsurlarından olan 'silahların eşitliği' ve 'çelişmeli yargılama' ilkelerini zedeler. Şüphelinin lehine olabilecek bir delilin (örneğin bir tanık ifadesi, bir kamera kaydı) toplanmaması veya gizlenmesi, savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılmasını engeller ve yargılamanın sonucunu doğrudan etkileyebilir. Bu durum, yargılamanın iadesi sebebi olabileceği gibi, AİHM veya AYM nezdinde hak ihlali kararlarına da yol açabilir. (Referans: sen.av.tr/.../yargi-rahat-birakilmalidir)