Bir ceza davasında, sanığın eyleminin 6136 sayılı Kanun'un 44/3-g maddesi (kuruma sokulması yasak olan eşyayı satmak) kapsamında olduğu iddia edilerek hücre cezası verilmiştir. Ancak sanığın eyleminin, hastanede yattığı sırada görevli personele rüşvet vererek hastane dışına çıkmak olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, sanığın eylemi hangi disiplin suçunu/suçlarını oluşturur ve verilecek ceza nasıl belirlenmelidir? Yargıtay'ın bu konudaki değerlendirmesini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #165006

Bu durumda, sanığın eylemi birden fazla disiplin suçunu oluşturmaktadır ve en ağır olanından ceza verilmesi gerekir. Metinde yer alan Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2016/697 K. sayılı kararında benzer bir olay ele alınmıştır. Yargıtay'a göre, sanığın eylemleri şunlardır: 1) 5275 sayılı Kanun m. 40/2-a: 'İdarenin izni olmaksızın yasak yerlere gitmek'. Sanığın hastane dışına çıkması bu suçu oluşturur. Bu suçun cezası 'bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma'dır. 2) 5275 sayılı Kanun m. 44/3-m: 'Kurum görevlileri ile dış güvenlik görevlilerine rüşvet vermek'. Bu suçun cezası '11 günden 20 güne kadar hücreye koyma'dır. Olayda uygulama yeri bulunmayan m. 44/3-g (yasak eşya satmak) yerine, bu iki suçtan daha ağır olan m. 44/3-m'deki 'rüşvet verme' suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirdi. Disiplin hukukundaki 'non bis in idem' (aynı fiilden dolayı birden fazla ceza verilememesi) ilkesi gereği, bir fiil birden fazla disiplin suçunu oluşturuyorsa, faile sadece en ağır cezayı gerektiren suçtan yaptırım uygulanır. Dolayısıyla, mahkemenin, eylemi doğru nitelendirerek en ağır cezayı öngören 'rüşvet verme' suçundan disiplin cezası vermesi gerekirken, olayla ilgisiz bir maddeden ceza vermesi hukuka aykırıdır. (Referans: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/infaz-kanunu-madde-40-bazi-etkinliklere-katilmaktan-alikoyma.html)