Bir kimse, evlilik dışı doğan ve başka bir erkekle soybağı kurulmamış olan çocuğunu, noter huzurunda düzenlediği bir resmi senetle tanımıştır. Daha sonra, bu tanımanın yanılma veya aldatma sonucu yapıldığını iddia ederek iptalini istemektedir. Bu 'tanımanın iptali' davasını kime karşı açmalıdır ve bu davada ispat yükü kime aittir? (TMK m. 297, 299)
Tanımanın iptali davası, tanıyanın iradesindeki bir sakatlığa (yanılma, aldatma, korkutma) dayandığı için, şahsa sıkı sıkıya bağlı bir haktır. 1) Davanın Tarafları: TMK m. 297'ye göre, tanıyan (baba), iptal davasını 'anaya ve çocuğa' karşı birlikte açmalıdır. Davalılar, ana ve çocuktur. Menfaatleri çatıştığı için çocuğa bir kayyım atanması ve davanın kayyıma da yöneltilmesi gerekir. 2) İspat Yükü: Tanımanın iptali davasında genel kural, ispat yükünün davacıda olmasıdır. TMK m. 299/1'e göre, 'Davacı, tanıyanın baba olmadığını ispatla yükümlüdür.' Bu, tanıyanın, çocuğun biyolojik babası olmadığını genetik test (DNA) gibi kesin delillerle kanıtlaması gerektiği anlamına gelir. Dolayısıyla, baba olduğunu yanılarak veya aldatılarak kabul ettiğini iddia eden tanıyan, çocuğun kendisinden olmadığını bilimsel verilerle ispat etmek zorundadır. (Referans: barandogan.av.tr/blog/medeni-hukuk/soybaginin-nesebin-reddi-ve-babalik-davasi.html)