Koca, evlilik birliği içinde doğan çocuğun kendisinden olmadığını iddia ederek soybağının reddi davası açmıştır. Davalı anne, davada çocuğa yasal temsilci sıfatıyla katılmıştır. Bu durumda, çocuğun menfaatlerini korumak amacıyla mahkemenin re'sen alması gereken usuli tedbir nedir? Bu tedbirin alınmamasının yargılamaya etkisi ne olur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #164986

Koca tarafından açılan soybağının reddi davasında davalılar, TMK m. 286/1 uyarınca ana ve çocuktur. Bu davada, davanın kabulü halinde çocuk, baba olarak bildiği kişiyle olan hukuki bağını kaybedecektir. Annenin menfaati ise, çocuğun soybağının kocasına bağlı kalmasında veya kalmamasında çocuğun menfaatinden farklılaşabilir. Bu potansiyel menfaat çatışması nedeniyle, annenin tek başına çocuğu bu davada temsil etmesi uygun görülmemektedir. Metinde atıf yapılan Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2017/764 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, TMK m. 426/2 ('yasal temsilci ile küçüğün menfaati çatıştığında küçüğe kayyım atanacağı') hükmü gereğince, mahkemenin re'sen alması gereken usuli tedbir, çocuğu davada temsil etmek üzere bir 'temsil kayyımı' atanmasını sağlamaktır. Mahkeme, ilgili sulh hukuk mahkemesine başvurarak kayyım atanmasını talep etmeli ve davayı kayyıma da yönelterek onun da savunmasını ve delillerini sormalıdır. Bu tedbirin alınmaması, yani kayyım atanmadan yargılamaya devam edilerek karar verilmesi, taraf teşkilinin eksik kalmasına neden olur. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olduğundan, bu eksiklik tek başına bir bozma nedenidir ve kararın usulden bozulmasını gerektirir. (Referans: barandogan.av.tr/blog/medeni-hukuk/soybaginin-nesebin-reddi-ve-babalik-davasi.html)