Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma (TCK m. 155/2) suçundan yargılanan sanığın eyleminin, soruşturma aşamasında uzlaştırma kapsamında olmasına rağmen uzlaştırma prosedürü işletilmeden dava açıldığı kovuşturma aşamasında anlaşılmıştır. Bu durumda mahkeme nasıl bir usuli işlem yapmalıdır?
Uzlaştırma, CMK m. 253 uyarınca bir kovuşturma şartıdır. Kovuşturma aşamasında, yargılanan suçun uzlaştırma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, mahkemenin yargılamaya devam ederek esas hakkında karar vermesi usule aykırıdır. CMK m. 254'e göre, mahkeme bu durumu fark ettiğinde, dosyayı uzlaştırma işlemlerini gerçekleştirmek üzere 'uzlaştırma bürosuna' göndermelidir. Uzlaştırma bürosu, bir uzlaştırmacı görevlendirir ve taraflar arasında uzlaşma sağlanıp sağlanamadığına dair bir rapor düzenleyerek dosyayı tekrar mahkemeye gönderir. Mahkeme, uzlaştırmanın sonucuna göre hareket eder: - Uzlaşma sağlanırsa, mahkeme davanın 'düşmesine' karar verir. - Uzlaşma sağlanamazsa, mahkeme yargılamaya kaldığı yerden devam eder ve dosyanın esası hakkında bir hüküm kurar. Metinde atıf yapılan Yargıtay kararlarında (örneğin Y.11.CD. K.2021/10597) da bu zorunluluk açıkça vurgulanmaktadır. Uzlaştırma yoluna gidilmeden mahkumiyet hükmü kurulması, tek başına bir bozma nedenidir. (Referans: or.av.tr/guveni-kotuye-kullanma-sucu/)