Evlilik birliği içinde doğan bir çocuğun babasının koca olmadığı iddiasıyla anne tarafından 'çocuğa velayeten' soybağının reddi davası açılması durumunda, mahkemenin usul açısından izlemesi gereken yol nedir? Bu davada anne ile çocuğun menfaat çatışması bulunup bulunmadığını ve kayyım atanmasının gerekliliğini TMK m. 286 ve m. 426 bağlamında, Yargıtay kararları ışığında değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #164954

TMK m. 286, soybağının reddi davasını açma hakkını kocaya, anaya ve çocuğa tanımıştır. Ancak koca tarafından açılan davada davalılar ana ve çocuktur. Ana tarafından açılan davada ise davalılar koca ve çocuktur. Bu durumda, davanın tarafı olan annenin, aynı zamanda davalılardan biri olan çocuğa 'velayeten' hareket etmesi, TMK m. 426/2'de düzenlenen 'yasal temsilci ile küçüğün menfaatinin çatışması' halini oluşturur. Çünkü anne, kendi açtığı davada hem davacı hem de (çocuk adına) davalı konumuna gelmektedir. Metinde atıf yapılan Yargıtay 8. Hukuk Dairesi kararlarında (örneğin 2017/7298 K.) bu durum açıkça vurgulanmıştır. Yargıtay'a göre, anne tarafından çocuğa velayeten soybağının reddi davası açıldığında, mahkemenin re'sen dikkate alması gereken ilk usuli işlem, menfaat çatışması nedeniyle çocuğa bir temsil kayyımı atanmasını sağlamaktır. Mahkeme, ilgili sulh hukuk mahkemesinden çocuğa bir kayyım atanmasını talep etmeli ve dava, atanan kayyımın huzuruyla görülmelidir. Kayyım atanmadan, yani 'eksik hasımla' yargılamaya devam edilerek karar verilmesi, usule aykırı olup bozma nedenidir. Dolayısıyla, mahkeme davayı hemen reddetmek yerine, kayyım atanmasını sağlayarak taraf teşkilini tamamlamalı ve yargılamaya ondan sonra devam etmelidir. (Referans: barandogan.av.tr/.../soybaginin-nesebin-reddi-ve-babalik-davasi.html)