Bir trafik kazası sonucunda yaralanan ve kalıcı olarak %20 maluliyete uğrayan bir kişi, bu nedenle hem Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan (SGK) sürekli işgöremezlik geliri almaya başlamış, hem de kazaya neden olan kişiye karşı maddi tazminat davası açmıştır. Bu durumda, SGK tarafından bağlanan gelirin, hukuk mahkemesinde hesaplanacak maddi tazminattan indirilmesi gerekir mi? Bu indirimin hukuki mantığı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #164944

Evet, SGK tarafından bağlanan sürekli işgöremezlik gelirinin, aktüeryal hesaplama ile bulunan 'peşin sermaye değeri', hukuk mahkemesinde hesaplanacak maddi tazminattan (çalışma gücü kaybı tazminatı) indirilmesi gerekir. Bu indirimin hukuki mantığı, 'sebepsiz zenginleşme yasağı' ve 'zararın netleştirilmesi' ilkeleridir. Tazminat hukukunun amacı, zarar görenin malvarlığında, haksız fiil olmasaydı bulunacağı durum ile fiil sonrası bulunduğu durum arasındaki farkı gidermektir; zarar göreni zenginleştirmek değildir. SGK'nın bağladığı gelir de, aynı zararı (çalışma gücü kaybı) karşılamaya yönelik bir sosyal güvenlik ödemesidir. Eğer bu ödeme tazminattan indirilmezse, zarar gören aynı zararı hem SGK'dan hem de haksız fiil failinden olmak üzere iki kez tazmin etmiş olur ve bu da bir sebepsiz zenginleşmeye yol açar. Bu nedenle, Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre, bilirkişi, öncelikle zarar görenin toplam zararını hesaplar. Daha sonra, SGK tarafından bağlanan gelirin, bilinen en son peşin sermaye değeri tablolarına göre hesaplanan peşin değerini bu zarardan indirir. Kalan miktar, haksız fiil failinin sorumlu olduğu 'net zarar'dır. Mahkeme, bu net zarar üzerinden tazminata hükmeder.