Bir şirketin müdürü olan sanık, şirket adına sahte bir fatura düzenleyerek şirket kasasından para çekmiştir. Bu eylem, TCK açısından hangi suçları oluşturur ve bu suçlar arasında nasıl bir içtima ilişkisi vardır?
Bu eylem, TCK açısından iki ayrı suçu oluşturur: 'Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' (TCK m. 155/2) ve 'Özel belgede sahtecilik' (TCK m. 207). Bu iki suç arasında 'gerçek içtima' ilişkisi vardır ve fail her iki suçtan da ayrı ayrı cezalandırılır. 1) Özel Belgede Sahtecilik: Şirket adına düzenlenen fatura, bir özel belgedir. Gerçeğe aykırı bir fatura düzenlemek, bu suçun maddi unsurunu oluşturur. Sahtecilik eylemi, paranın çekilmesi için bir araç olarak kullanılmıştır. 2) Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma: Sanık, müdürlük görevinin ve hizmet ilişkisinin gereği olarak zilyedi olduğu şirket parasını, sahte belge kullanarak zimmetine geçirmiştir. Bu da güveni kötüye kullanma suçunu oluşturur. İki suç arasındaki ilişki, 'bileşik suç' veya 'zincirleme suç' değildir. Çünkü sahtecilik suçu, güveni kötüye kullanma suçunun bir unsuru veya ağırlaştırıcı nedeni değildir. Her iki suç da kendi başına bağımsız suç tipleridir ve farklı hukuki değerleri (kamu güveni ve mülkiyet hakkı) korurlar. Fail, tek bir fiil (sahte fatura ile para çekme) ile birden fazla farklı kanun hükmünü ihlal ettiği için, TCK m. 44'teki 'farklı neviden fikri içtima' kuralı gereğince, en ağır cezayı gerektiren suçtan (genellikle sahtecilik veya nitelikli dolandırıcılık olabilir) cezalandırılması da düşünülebilir. Ancak Yargıtay uygulaması genellikle bu tür durumlarda her iki suçun da oluştuğunu ve gerçek içtima kurallarının uygulanması gerektiğini kabul etmektedir.