Bir trafik kazası neticesinde yaralanan mağdur, maddi tazminat davası açmıştır. Davada, sanığın eyleminin TCK açısından 'bilinçli taksir' mi, yoksa 'olası kast' mı olduğu tartışmalıdır. Bu iki kavram arasındaki temel fark nedir ve bu ayrımın, hukuk mahkemesinde belirlenecek tazminat miktarına bir etkisi olur mu?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #164889

Bilinçli taksir ile olası kast arasındaki temel fark, failin neticeye karşı olan içsel tutumudur. Her ikisinde de fail, neticenin gerçekleşebileceğini öngörür. Ancak; 1) Bilinçli Taksirde (TCK m. 22/3): Fail, öngördüğü neticenin gerçekleşmeyeceğine 'güvenir'. Ustalığına, şansına veya başka bir etmene dayanarak 'olmaz, olmayacak' diye düşünür. Neticenin gerçekleşmesini istemez. (Örn: 'Bu viraja hızlı girerim ama araba savrulmaz' diyerek kaza yapan sürücü). 2) Olası Kastta (TCK m. 21/2): Fail, öngördüğü neticenin gerçekleşmesini 'kabullenir'. 'Olursa olsun' veya 'bana ne' diyerek, neticenin gerçekleşme ihtimalini göze alır. Neticeyi doğrudan istemese de, gerçekleşmesine kayıtsız kalır. (Örn: Kırmızı ışıkta 'karşıdan gelen varsa çarparım, olursa olsun' diyerek geçen sürücü). Bu ayrımın, hukuk mahkemesinde belirlenecek tazminat miktarına doğrudan bir etkisi yoktur. Tazminat hukuku, zararın tam olarak giderilmesi ilkesine dayanır. Tazminatın amacı cezalandırmak değil, zararı karşılamaktır. Bu nedenle, failin kusurunun olası kast veya bilinçli taksir olması, hesaplanacak maddi tazminat miktarını (tedavi gideri, kazanç kaybı vb.) değiştirmez. Ancak, TBK m. 58 uyarınca hükmedilecek 'manevi tazminat' miktarının belirlenmesinde, hâkim, 'kusurun ağırlığını' dikkate alacağından, olası kastın varlığı, bilinçli taksire göre daha ağır bir kusur olarak değerlendirilerek, daha yüksek bir manevi tazminata hükmedilmesine neden olabilir.