HMK m. 167 uyarınca mahkemenin, birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların 'ayrılmasına (tefrikine)' karar verebilmesi için aranan temel ölçüt nedir? Yargıtay'ın, birden fazla işçinin birlikte açtığı davaların tefrik edilmesi yönündeki kararlarında bu ölçüt nasıl somutlaşmaktadır?
HMK m. 167'ye göre mahkemenin davaları ayırması için aranan temel ölçüt, 'yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak'tır. Bu, oldukça geniş ve takdire bağlı bir ifadedir. Yargıtay, bu ölçütü 'usul ekonomisi', 'delillerin karışmasının önlenmesi' ve 'yargılamanın sağlıklı ve süratli bir şekilde sonuçlandırılması' gibi ilkelerle somutlaştırmaktadır. Birden fazla işçinin birlikte açtığı işçilik alacağı veya işe iade davalarında, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun (örneğin, 2012/21-1699 E., 2013/1029 K. sayılı kararı) tefrik kararlarının temelinde yatan somut gerekçe şudur: Her bir işçinin hizmet süresi, ücreti, çalışma koşulları, fesih nedeni ve talep ettiği alacak kalemleri farklıdır. Bu davaların birlikte görülmesi, her bir işçi için ayrı ayrı delil toplanmasını, ayrı tanıklar dinlenmesini, ayrı hesaplamalar yapılmasını gerektirir. Bu durum, delillerin birbirine karışmasına, yargılamanın karmaşıklaşmasına, gereksiz yere uzamasına ve hatalı karar verilme riskinin artmasına yol açar. Bu nedenle, 'yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesi' için, her ne kadar davalı aynı olsa da, vakıaları farklı olan bu davaların ayrılması usul ekonomisine daha uygun görülmektedir.