Bir şirketin ortağı ve müdürü, şirkete ait bir aracı, muvazaalı bir işlemle ve değerinin çok altında bir fiyata kendi eşine satmıştır. Bu durumda, 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' suçunun (TCK m. 155/2) yanı sıra, 'hileli iflas' (TCK m. 161) veya 'taksirli iflas' (TCK m. 162) suçlarının unsurları da tartışılabilir mi? Bu suçların birlikte işlenmesi (gerçek içtima) mümkün müdür?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #164852

Bu durumda, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun yanı sıra, şirketin mali durumuna bağlı olarak hileli veya taksirli iflas suçları da tartışılabilir ve bu suçların birlikte işlenmesi (gerçek içtima) mümkündür. 1) Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma (TCK m. 155/2): Şirket malvarlığını hileli işlemlerle zimmetine geçirmesi, bu suçun unsurlarını doğrudan oluşturur. Bu suç, iflas koşulundan bağımsız olarak, malvarlığının haksız yere elden çıkarılmasıyla tamamlanır. 2) Hileli İflas (TCK m. 161): Eğer bu muvazaalı satış, şirketin 'iflasını istemek zorunda olduğu' bir mali durumda yapılmışsa veya bu satış işlemi sonucunda şirket iflas durumuna düşmüşse, hileli iflas suçu da oluşabilir. TCK m. 161, iflasından önce veya sonra, alacaklıları zarara sokmak amacıyla malvarlığını eksilten hileli tasarruflarda bulunmayı cezalandırır. Muvazaalı satış, bu hileli tasarrufların tipik bir örneğidir. 3) Gerçek İçtima: Bu iki suçun koruduğu hukuki değerler farklıdır. Güveni kötüye kullanma suçu mülkiyet hakkını ve güven ilişkisini korurken, hileli iflas suçu alacaklıların haklarını ve ticari hayatın güvenilirliğini korur. Fail, tek bir fiil (muvazaalı satış) ile birden fazla farklı suçu ihlal ettiği için, TCK m. 44'teki fikri içtima değil, 'gerçek içtima' kuralları uygulanır ve fail her iki suçtan da ayrı ayrı cezalandırılır.