Sanık, boşandığı eşinin evine, onun rızası olmadan girerek, ortak çocuklarını görme bahanesiyle bir süre evde kalmıştır. Bu eylem, TCK m. 116/3'teki 'Evlilik birliğinde aile bireylerinden ya da konutun veya işyerinin birden fazla kişi tarafından ortak kullanılması durumunda, bu kişilerden birinin rızası varsa, yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz.' hükmü kapsamında bir hukuka uygunluk nedeni oluşturur mu? 'Rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması' koşulunu bu olay özelinde tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #164849

Hayır, bu eylem bir hukuka uygunluk nedeni oluşturmaz ve konut dokunulmazlığının ihlali suçunu teşkil eder. TCK m. 116/3'teki düzenleme, halen devam eden bir ortak kullanım ve meşru bir rıza durumunu varsayar. Olayda, taraflar boşanmış olduğu için aralarında bir 'evlilik birliği' veya konut üzerinde 'ortak kullanım' hakkı kalmamıştır. Konutun mülkiyeti veya kullanım hakkı tamamen boşandığı eşe aittir. Dolayısıyla sanığın, eski eş sıfatıyla veya baba sıfatıyla konuta rıza dışı girme hakkı yoktur. Ayrıca, maddenin son cümlesindeki 'Ancak bunun için rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması gerekir.' koşulu da önemlidir. Bu koşul, rızanın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmamasını gerektirir. Örneğin, boşanmış eşlerden birinin, diğer eşi rahatsız etmek veya ona zarar vermek amacıyla üçüncü bir kişiye konuta girmesi için rıza vermesi meşru değildir. Somut olayda ise zaten bir rıza yoktur. Sanığın 'ortak çocukları görme' bahanesi, eylemi hukuka uygun hale getirmez. Çocukla kişisel ilişki kurma hakkı, mahkeme kararıyla belirlenen usullerle kullanılır ve bu hak, eski eşin konut dokunulmazlığını ihlal etme yetkisi vermez.