Bir hukuk davasında, davanın esasına girilmeden 'husumet yokluğu' nedeniyle davanın reddine karar verilmesi durumunda, davalı vekili lehine hükmedilecek avukatlık ücreti maktu mudur, nispi midir? Bu konudaki kuralı AAÜT m. 7 hükmüne göre açıklayınız.
Bu durumda davalı vekili lehine 'maktu' vekalet ücretine hükmedilir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7. maddesinin 2. fıkrası, 'Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur.' hükmünü içermektedir. Bu hükümdeki 'üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücreti' ifadesi ilk bakışta nispi ücreti çağrıştırsa da, cümlenin devamındaki 'ikinci kısmın ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere' ifadesi, aslında hükmedilecek ücretin bir üst sınırının olduğunu ve bu sınırın da maktu ücretler olduğunu göstermektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulaması da bu yöndedir. Husumet, bir dava şartıdır ve davanın esasına girilmeden, usulden bir ret nedenidir. Bu nedenle, avukatın davanın esasına yönelik bir emek sarf etmediği kabul edilir ve nispi ücret yerine, davanın görüldüğü mahkeme için öngörülen maktu vekalet ücretine hükmedilir.