Bir şirketin müdürü olan sanığın, görevi nedeniyle zilyedi olduğu şirket paralarını zimmetine geçirmesi eyleminin, TCK m. 247'deki 'zimmet' suçu yerine, TCK m. 155/2'deki 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' suçunu oluşturmasının temel sebebi nedir? Bu iki suç arasındaki ayrımı sağlayan 'kamu görevlisi' ve 'kamu idaresinin güvenirliği' unsurlarını açıklayınız.
Bu eylemin zimmet değil, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturmasının temel sebebi, failin 'kamu görevlisi' olmaması ve eylemin 'kamu idaresinin güvenirliğine' yönelik olmamasıdır. İki suç arasındaki temel farklar şunlardır: 1) Failin Sıfatı: Zimmet (TCK m. 247) suçu, özgü bir suçtur ve ancak bir 'kamu görevlisi' tarafından işlenebilir. Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma (TCK m. 155/2) suçunun faili ise, özel hukuk ilişkisi (hizmet, vekalet, ticaret) çerçevesinde başkasının malını idare eden herhangi bir kişi olabilir. Özel bir şirketin müdürü, kamu görevlisi değildir. 2) Korunan Hukuki Değer: Zimmet suçunda korunan hukuki değer, mülkiyet hakkının yanı sıra ve daha önemlisi, 'kamu idaresinin güvenirliği ve işleyişine olan inanç'tır. Suç, kamu görevlilerine karşı duyulan güveni sarsar. Güveni kötüye kullanma suçunda ise korunan temel hukuki değer, kişiler arasındaki güven ilişkisi ve mülkiyet hakkıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2021/5-43 K. sayılı kararında da bir olayda eylemin zimmet değil, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma olduğu tespiti yapılmıştır. Dolayısıyla, özel şirket müdürünün eylemi, kamu idaresiyle bir ilgisi olmadığından zimmet suçunu değil, hizmet ilişkisine dayalı güveni kötüye kullanma suçunu oluşturur.