Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre, sanığın susma hakkı kimliği hakkındaki soruları da kapsar mı? Sanığın, kimlik bilgilerini vermeyi reddetmesi veya yanlış beyan etmesi hukuken bir suç teşkil eder mi? Anayasa m. 38/5'teki 'kendini suçlamaya zorlanamama' ilkesinin bu duruma etkisini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #164822

CMK m. 147/1-a, şüpheli veya sanığa 'kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlü olduğunun' anlatılacağını belirtir. Bu hüküm, susma hakkının kimlik bilgilerini kapsamadığını ve sanığın kimliğini doğru bildirme zorunluluğu olduğunu göstermektedir. Bu yükümlülüğe aykırı davranmak, yani kimlik bilgilerini vermemek veya yanlış vermek, 5232 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40. maddesinde 'Kimliği bildirmeme' başlığı altında bir kabahat olarak düzenlenmiştir ve idari para cezasını gerektirir. Ancak doktrinde, bu durumun Anayasa m. 38/5'teki 'Hiç kimse, kendisini ... suçlayan bir beyanda bulunmaya ... zorlanamaz.' (nemo tenetur) ilkesiyle çelişip çelişmediği tartışmalıdır. Bir görüşe göre, kimlik bilgilerinin dahi kişiyi bir suçla ilişkilendirebileceği (örneğin aranan bir kişi olması) durumlarda, bu bilgileri vermeye zorlamak nemo tenetur ilkesini ihlal edebilir. Ancak baskın görüş ve uygulama, kimlik bilgilerinin kişiyi suça bağlayan maddi vakıalardan ziyade, yargılamanın süjesini belirlemeye yönelik usuli bir gereklilik olduğu ve bu nedenle susma hakkı kapsamında olmadığı yönündedir. Dolayısıyla, mevcut yasal düzenlemeye göre sanığın kimliği hakkında doğru beyanda bulunma yükümlülüğü vardır ve buna aykırı davranması bir kabahattir.