Bir sanığın, gıyabında (yokluğunda) söylenen ve kendisine iletilme kastı taşımayan bir tehdit beyanını, tesadüfen öğrenmesi durumunda tehdit suçu (TCK m. 106) oluşur mu? Örneğin, failin bir arkadaşıyla yaptığı özel bir yazışmada mağdura yönelik tehdit içeren sözler sarf etmesi ve mağdurun bu yazışmaları, arkadaşının telefonuna izinsiz bakarak öğrenmesi halinde suçun unsurları gerçekleşir mi?
Bu durumda tehdit suçu oluşmaz. Tehdit suçunun manevi unsurunun gerçekleşebilmesi için, failin tehdit içeren sözlerinin mağdurun bilgisine ulaşmasını istemesi ve bu amaçla hareket etmesi gerekir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre (örneğin 4. CD, K.2019/18023), tehdidin ya doğrudan mağdura yöneltilmesi ya da mağdura 'iletme kastıyla' bir üçüncü kişiye söylenmesi gerekir. Mağdurun gıyabında, kendisine ulaştırılma amacı güdülmeksizin, özel bir ortamda sarf edilen sözlerin, mağdur tarafından tesadüfen veya hukuka aykırı bir yolla (telefona izinsiz bakma gibi) öğrenilmesi, failin kastını oluşturmaz. Çünkü fail, bu sözlerin mağdurun iradesi üzerinde bir korku ve endişe yaratması amacıyla hareket etmemiştir. Suçun oluşabilmesi için tehdidin, mağdurun sübjektif aleminde bir tesir yaratma potansiyelini taşıması ve failin de bu sonucu bilip istemesi (kast) gerekir. İletme kastı olmayan gıyapta tehdit, suçun manevi unsurunu eksik bırakır.