5237 sayılı TCK'nın 155. maddesinde düzenlenen 'Güveni Kötüye Kullanma' suçu ile 'Hırsızlık' suçu arasındaki temel ayrım noktası nedir? Bir malın zilyetliğinin devrinin rızaya dayanması, bu iki suçun ayırt edilmesinde nasıl bir rol oynar?
Güveni kötüye kullanma (TCK m. 155) ile hırsızlık (TCK m. 141) suçu arasındaki temel ayrım noktası, suç konusu mal üzerindeki 'zilyetlik' ilişkisidir. Hırsızlık suçunda fail, zilyetliği başkasında olan bir malı, zilyedin rızası olmaksızın bulunduğu yerden alır. Yani, zilyetlik hukuka aykırı bir fiille ele geçirilir. Güveni kötüye kullanma suçunda ise malın zilyetliği, malik tarafından faile belirli bir şekilde kullanmak veya muhafaza etmek üzere 'rızai olarak' devredilmiştir. Fail, kendisine duyulan güveni kötüye kullanarak, zilyedi olduğu bu mal üzerinde, devrin amacı dışında (örneğin satmak, rehin vermek, kendisi için kullanmak gibi) tasarrufta bulunur. Kısacası, hırsızlıkta zilyetlik zorla veya gizlice alınırken, güveni kötüye kullanmada mevcut ve hukuka uygun bir zilyetlik kötüye kullanılır. Malın zilyetliğinin baştan rızayla devredilmiş olması, hırsızlık suçunun oluşmasına engel olur ve eylemin güveni kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilmesini gerektirir.