5237 sayılı TCK'da taksir, 'dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın, suçun yasal tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi' olarak tanımlanmıştır. Taksirli suçun unsurlarından olan 'sonucun öngörülebilir olması' ne anlama gelir? Bir sonucun öngörülebilir olup olmadığı belirlenirken failin kişisel yetenekleri mi, yoksa objektif bir ölçüt mü esas alınır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #164787

'Sonucun öngörülebilir olması', taksirli sorumluluğun temel sınırını çizer. Öngörülemeyecek bir sonucun gerçekleşmesi halinde (kaza, tesadüf), faile kusur isnat edilemez ve taksirden bahsedilemez. Bir sonucun öngörülebilir olup olmadığı belirlenirken, failin kişisel bilgi, yetenek ve tecrübeleri değil, objektif bir ölçüt esas alınır. Bu ölçüt, 'ortalama düzeyde, makul, dikkatli ve tedbirli bir insanın' aynı koşullar altında sonucu öngörüp öngöremeyeceğidir. Yani, failin mensup olduğu sosyal ve mesleki çevredeki standart bir kişinin, o davranışı gerçekleştirdiğinde zararlı bir sonucun ortaya çıkabileceğini tahmin edip edemeyeceği değerlendirilir. Örneğin, bir cerrahın yaptığı ameliyatta, o alandaki 'ortalama bir cerrahın' öngörebileceği bir komplikasyon riskini öngörmesi beklenir; tıp eğitimi almamış bir kişinin öngörü seviyesi aranmaz. Eğer ortalama, makul bir kişi dahi sonucu öngöremeyecek idiyse, failin de sorumluluğuna gidilemez. Failin kişisel yeteneklerinin ortalamanın üstünde olması, sadece bilinçli taksirin (sonucu öngörüp istememe) değerlendirilmesinde rol oynayabilir.