Tebligat Kanunu m. 32, 'Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır.' hükmünü içermektedir. Bu durumda tebliğ tarihi olarak hangi tarih esas alınır? Bir tebligatın usulsüz olduğunu, ancak muhatabın buna rağmen tebliğ içeriğini öğrendiğini varsayalım. Kanun yolu başvuru süresi, usulsüz tebligatın yapıldığı tarihten mi, yoksa muhatabın tebliği öğrendiğini beyan ettiği tarihten mi başlar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #164780

Tebliğ tarihi olarak, muhatabın tebliği öğrendiğini beyan ettiği tarih esas alınır. Tebligat Kanunu m. 32'nin ikinci cümlesi bu durumu açıkça düzenlemiştir: 'Muhatabın beyan eylediği tarih, tebliğ tarihi addolunur.' Bu kural, usulsüz tebligatın yol açabileceği hak kayıplarını önlemeyi amaçlar. Eğer tebliğ usulsüz yapılmışsa, tebligatın yapıldığı tarihten itibaren herhangi bir süre işlemeye başlamaz; tebligat hiç yapılmamış sayılır. Ancak muhatap, bir şekilde tebliğ evrakının içeriğini öğrenirse, usulsüzlüğü ileri sürmeyip 'ben şu tarihte öğrendim' diyerek işlem yapabilir. Bu durumda, kanun yolu (itiraz, istinaf, temyiz vb.) başvuru süreleri, usulsüz tebliğin yapıldığı tarihten değil, muhatabın öğrendiğini beyan ettiği ve bu tarihin dosyadaki diğer delillerle çelişmediği tarihten itibaren işlemeye başlar. Muhatabın beyanı, tebligatın hukuki sonuç doğurmaya başladığı anı belirler.